Haber Detayı
17 Eylül 2018 - Pazartesi 14:06
 
Gerçekten Kırk Yıl Hatrı Var Mı?
Diyetisyen Betül Aydın kafein hakkında bilmemiz gerekenleri anlatıyor.
SAĞLIK Haberi
Gerçekten Kırk Yıl Hatrı Var Mı?

Bir Kahvenin Kırk Yıl Hatrı Var Derler...

 

1. Kafeinin Tarihçesi

 

Kafeinin insanların hayatına girişi paleolitik dönemlerde başlamaktadır. Kafein tüketimine ait ilk bilgiler MÖ 2700’lü yıllarda Çin’de yaprakları kaynatılarak içilen çay olarak kayıtlara geçmektedir. Ancak kafein ile gerçek anlamda tanışma, 8. yüzyılın ortalarında Etiyopyalı çoban Kaldi’nin kahve bitkisini keşfetmesi ile oldu. Kaldi, otlattığı keçilerinin koyu yapraklı, çalı benzeri ağaçtaki kırmızı meyveleri yedikten sonra normalden daha coşkulu ve hareketli olduklarını gözlemledi. Bunun üzerine kendiside aynı meyvelerden yiyerek test edip htiklerini çevresindekilerle paylaştı. O yıllarda hareket ve enerji verici meyve olarak ünü günden güne yayılan bu meyvenin, kısa süre sonra kahve çekirdekleri olduğu anlaşıldı. Zamanla da çiğ meyve, kavrulmuş kahve tohumları olarak da kullanılmaya başlandı. Kafein, kahve bitkisinin tohumlarında, çay yapraklarında ve kakao ağacının tohumlarında bulunmaktadır.

 

2. Kafeinin Sağlığa Etkileri

 

Kafeinin MSS (Merkezi Sinir Sistemi) hastalıklarına olumlu etkisinin olduğu bilinmektedir. Düzenli kafein tüketiminin bilişsel gerilemeyi önlediği; inme, Parkinson ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğü görülmektedir.

 

Kafein kalp atım sayısını ve hızını artırır ancak etkisinde süreklilik görülmemektedir ve bunun daha çok kan basıncını yükseltici etkisinden kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır. Kafeinli içecek alındığında önce kan basıncı yükselmekte, daha sonra nabız artmakta, 2 saatlik süre geçtikten sonra her ikisi de normal düzeye inmektedir. Ayrıca düzenli kafein tüketenlerde, kafeinin kalp üzerindeki akut etkilerine karşı, farklı derecelerde de olsa tolerans gelişebilmektedir. Bu ise kardiyovasküler hastalıkların gelişiminde kafeinin doğrudan bir risk faktörü olmadığını göstermektedir.

 

Kafein, insülin sekresyonunu etkiler ve adrenalin salgısını artırır. Beyne giden kan damarlarının daraltarak beyne giden kan akışını azaltır ve beynin bunu bir tehdit olarak algılamasını ve vücudu korumak için atağa geçmesini sağlar. Böylelikle uykunun ertelenmesine, stres hormonlarının ise yükselmesine neden olarak  vücudu daha aktif ve daha atak hale getirmektedir.

 

Metabolizmayı hızlandırıcı etkisi vardır. Bu yüzden zayıflama diyetlerinde kullanılmaktadır.

 

Kafein ayrıca son yıllarda performansı arttırıcı özelliğinden dolayı ergojenik amaçla kullanılmaktadır. Kafein kullanan sporcuların kuvvetlerinin geliştiği, daha hızlı reaksiyon zamanı gösterdikleri ve uzun süreli egzersizlerde dayanıklılıklarının arttığı görülmektedir.

 

3. Kafein ve Bağımlılık Durumu

 

Bağımlılık, bir maddenin sağlığı tehdit edecek şekilde sürekli ve zorunlu olarak kullanımıdır. Bağımlılık davranışları sorumsuz, mantıksız ve daimidir. Bağımlı olunan maddenin elde edilebilmesi için her türlü yola başvurulur. Kafein alımı ise bu tanımlamalara uymamaktadır. Ancak uzun dönem kafein kullanımı bağımlılık olmamakla beraber genellikle alışkanlığa yol açmaktadır.

 

Kafein tüketimi FDA tarafından güvenli olarak bildirilmesine karşın aşırı tüketiminde ciddi sağlık tehlikeleri ve ölüme neden olabilmektedir. Letal dozu 150-200 mg/kg olup, ortalama günlük 2 gram kafein kullanımının sağlık açısından büyük risk olduğu bildirilmektedir. Uzun süre ve sık kullanımında sinirlilik, çarpıntı, adrenal bezde ve pankreasta harabiyet, enerji düşüklüğü, kronik yorgunluk görülebilmektedir. Kafeinin vücuttaki yarılanma ömrü 4-8 saattir ve yoksunluk belirtileri gecelik yoksunluktan sonra 20-51 saatleri arasında pik yapmaktadır. Yoksunluk sendromunun en belirgin etkileri baş ağrısı, yorgunluk artışı, alınganlık, konsantrasyon eksikliği, depresyon, anksiyete, huzursuzluk, sinirlilik, uyanıklığın azalması ile kendini göstermektedir. Kafein alımının dereceli olarak azaltılması ile olumsuz etkileri azaltılabilen bu belirtiler, genel olarak kısa sürelidir ve metabolizma, tüketim sıklığı, tüketim miktarı vb. faktörlerle ilişkili olarak, kişisel farklılıklar göstermektedir.

 

Kafeinin diyetle günlük alım miktarı 100-300 mg arasında değişmektedir.  Normal dozdaki kafeinin ve yoksunluk durumunda ortaya çıkan yan etkileri bilinmektedir Ancak önerilen dozun aşımında kafein; heyecan, aşırı sinirsel tepkiler, endişe hali, dalgınlık, şaşkınlık, gözler kapalıyken bile ışık yansımaları oluşmasına neden olmaktadır. Kişinin tüm duyuları aşırı hassaslaşır, kulaklarda çınlamalar, kaslarda kasılmalar oluşur, kalp atışları hızlanır, düzensizleşir, deride kızarmalar ve vücutta ateş artışı görülebilmektedir.

 

Yiyecek ve İçeceklerde Kafein Miktarı

 

Yiyecek ve İçecekler

Miktar (ml)

Kafein (mg)

Demleme siyah çay

100 ml

30 mg

Demleme yeşil çay

150 ml

35 mg

Türk kahvesi

75 ml

100 mg

Nescafe classic

225 ml

72 mg

Nescafe kafeinsiz

150 ml

5 mg

Cappuccino

75 ml

100 mg

Nescafe üçü bir arada

100 ml

44 mg

Sıcak çikolata

150 ml

4 mg

Çikolatalı milkshake

200 ml

30 mg

Kakaolu süt

200 ml

15 mg

Kola

330 ml

46 mg

Enerji içecekleri

330 ml

150 mg

Sütlü çikolata

40 g

5 mg

Bitter çikolata

40 g

30 mg

Çikolatalı gofret

30 g

9 mg

Çikolatalı dondurma

50 g

5 mg

Bazı uyarıcı haplar

1 tablet

100-200 mg

 

4. Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

 

Gebelik veya emzirme döneminde iseniz kafein tüketimini kesmeniz gerekir. Kafein bu dönemlerde plesenta yolu ile bebeğe ve anne sütüne geçebileceğinden bebeği etkiler.

 

Çocukların kafeine duyarlılığı yetişkinlere göre 3 kat daha fazladır bu nedenle çocuklarda kafein tüketimi sınırlandırılmalıdır.

 

Tansiyon sorunu olan kişilerde tansiyonu yükseltip kalp çarpıntısına neden olabileceğinden dikkat edilmelidir.

 

Kafein, asit salınımı artırabileceğinden gastrit veya ülser gibi mide rahatsızlığı olan kişilerde kafein alımına dikkat etmesi gerekmektedir.

 

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı