Yazı Detayı
04 Ekim 2018 - Perşembe 21:28
 
Kemalpaşa'nın Tarihi 1
Mehmet Tekin
 
 

Günümüzde İzmir’in ilçesi olan Kemalpaşa Nif Dağı eteklerinde Lydia kentlerinden Nymphaion’un üzerine kurulmuştur. Nymphaion antik adı Spylos Magnesia’sı olan Manisa’nın güneyinde Kemalpaşa Ovası’nın (Kyrou Pedion-Kyros Ovası) batı ucunda bulunuyor. Eski çağlarda adı pek duyulmayan bu yerleşim yeri en parlak dönmelerini Bizans döneminde duyuruyor ve o dönemlerde yazlık yer olarak kullanılmaya başlanıyor. Nympaion adını Nymphe’lerden alıyor. Nymphaion adının Luwi kökenli olduğu tahmin edilmektedir. Klasik arkeolojide kır ve su perileri olarak geçen Nymphe’ler pek çok mitolojik öykülerde yer alırlar. Öyle ki yaz ayları geldiğinde bu ovada yetiştirilen ve halkın geçim kaynağı olan kirazlardan dolayı ova sanki gelinlik giyiyor. Bütün her yeri beyaza bürünüyor. Oldukça verimli olan bu ovada nereye sondaj vursan yer altındaki su kaynağına ulaşmak pek de zor olmuyor. Gediz Havzası’nın bir uzantısı olan Kemalpaşa Ovası içerisinde antik dönemde de geçen Maiandros Nehrinin uzantısı olan Nif Çayı’nı bulundurmaktadır. Burada Akadlar, Hititler, Helenler, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler hüküm sürmüştür.  Nymphaion ya da Nif olarak adlandırılan günümüzdeki adı Kemalpaşa olan ve stratejik olarak da merkez yerleşim olan bu yer çevresinde irili ufaklı yerleşimlere yol gösteren merkez halinde günümüze kadar ulaşmıştır. Neolitik dönemde bile varlığı bilenen bölgedeki yerleşmelerin adlarının bilinmeyişi, Hitit dönemi ve sonrasındaki İyon şehir devletleriyle Lidya Krallığı arasında kimlerin egemenliğinde olduğu bilinmeyen dönemlerde ve dönemleri izleyen Pers, Hellenistik ve Roma dönemlerinde Nif ve çevresindeki yerleşme birimlerinin, kendilerinden sıkça söz edilen devletler, şehirler arasında yer alamayışları, İzmir, Efes, Sard, Manisa vb. Nif' den daha büyük yerleşme birimleri ve siyasal organizasyonlara merkez olmuş çekim merkezlerinin gölgesinde kalışları nedeniyledir.  Bu demek olmuyor ki  o dönemlerde bu bölgede yerleşim olmamış… Neolitik döneme kadar inen bir yerleşim tarihine sahiptir. Fakat kırsal kesim olmaktan fazla üste gelememiştir. Uzun yıllar boyunca iklim tipi verimli ovası oldukça da bünyesinde doğal kaynak bulunduran bu bölgenin yıllar boyunca kırsallıktan öte gelememesi de çok şaşırtıcıdır.

 

 

 

 

Bizans kaynaklarında az da olsa 11. yüzyıl sonları 12. yüzyıl başlarında Nif hakkında bilgi verilmeye başlanır. Bu konuda H. Ahrweiller; Lidya’nın Nymphaion’undan Anna Kommene (Anna Kommena) Türklere karşı, Aleksios 1. Kommene tarafından, Çaka kuvvetleri tarafından fethedilmiş bölgenin savunmasını organize etmekle görevlendirilmiş Eumathios Philokales’in operasyonlarından söz etmeye başlarken Nif’ten önemsiz bir küçük kasaba olarak söz eder. 4. Haçlı Seferi’ne katılanlar İstanbul’u Bizans İmparatorluk ailesinin elinden alıp, İstanbul merkezli Bizans İmparatorluğu’na geçici bir süre son verip Latin egemenliğini İstanbul merkez dahil olmak üzere Anadolu ve Balkanlar’da kurmaya çalışırken, Bizans İmparatorluk aileleri, soyluları, varlıklarını koruma, yitirdikleri siyasal gücü kazanma amacıyla güvenebilecekleri insanların yaşadığı, otoritelerini sürdürebilecekleri yerlere çekilmişlerdi. Teodoros Mankaphas Phiadelphie Alaşehir’de duruma hakim olurken Nif ve çevresinde Laskarislere bağlılık göstermişlerdir. Çok eski çağlardan beri yerleşime şahit olmuş yerleşkenin en eski uygarlık izi Torbalı yolu üzerindeki Karabel geçidi diye adlandırılan bölgedeki Hitit Kabartması’dır. Hitit Kralı 4. Tuthalia’ya ait olduğu düşünülmekte olan bu kabartma, kayaya oyulmuş sivri bir külahı bulunan, kısa elbiseli, eğik ayakkabılıdır. Bu kabartma Tarkasnawa tasviri olarak adlandırılır. 

 

Eski çağlardan beri yerleşim yeri olmuş olan Kemalpaşa’da yerleşim göstermiş olan uygarlıkların izlerine ufak da olsa rastlamaktayız. Fakat burada arkeolojik kazı çalışması yapılmadığı ve tam tersi olarak kaçak kazıların hızla devam ettiği düşünülürse burası hakkında pek de fazla bilgiye istesek de sahip olamayacağız. Son olarak ilk başlarda batının Zeugması diye tabir edilen M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen bir villa kompleks ortaya çıkarıldı. Bu kompleksin ortaya çıkışı ile birlikte Anadolu Aslanı olan Pars’ın taban mozaiğinde işlenmiş olduğu ve buranın 550 metrekare alan içerinde olduğu, yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Burası da tabi ki diğer arkeolojik sit alanlarında olduğu gibi herhangi bir büyük çalışma yapılmadan üzeri kumlarla örtülüp beklemeye alınmıştır.

 
Etiketler: Kemalpaşa'nın, Tarihi, 1,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı