Yazı Detayı
09 Kasım 2018 - Cuma 10:38
 
Popüler Diyetler Yapılmalı Mı?
Dyt. Betül Aydın
 
 

 

Her sene özellikle de zayıflama hevesinin arttığı bahar aylarında, zayıflattığı iddia edilen yeni yeni diyetler, ilaçlar, çaylar gibi bilinçsiz uygulamalar pek çok sağlık sorununa yol açar.

 

"Diyet" denince akla ilk gelen "zayıflama”dır. Öncelikle bu yanlışı düzeltmek gerekir. Diyet; kişinin sağlık durumu, beslenme düzeni, sosyal ve psikolojik hali, fiziksel aktivite düzeyi gibi pek çok faktör göz önüne alınarak planlanan kişiye özel bir beslenme düzenidir. Bilimsel olarak en çok önerilen kombine tedavi; düşük kalorili diyet, fiziksel aktivite ve davranış tedavisi ile kilo kaybıdır.

 

Ancak araştırmalar, uzun süreli tedavi planlarının hastanın amacı ve beklentisi olmadığı yönündedir. Gerçekçi olmayan vücut ağırlığı beklentisi, bilimsel verilerle sağlık profesyonelleri tarafından önerilen kilo ve tedavi yerine çok kilo verme ve daha hızlı kilo verme yöntemine dayalı diyetlere heves uyandırmaktadır.

 

Popüler diyetler vaatleri nedeniyle ön plana çıkmaktadır.  Her ne kadar isimleri farklı olsada; bilimsel olarak 3 grupta sınıflandırılırlar.

 

1. Düşük karbonhidratlı diyetler (< 100g cho) (Ketojenik Diyet)

Zaman içinde Atkins, Zone, Dukan vb. değişik isimlerle tekrar tekrar gündeme gelen ketojenik diyetler; zayıflama amaçlı değil,  1920 ‘li yıllarda çocuklarda epilepsi nöbetlerin sıklığı ve yoğunluğunu azaltmak için geliştirilmiştir. 1-2 haftalık sürelerde; ağırlık kaybı, iştahta azalma sağlasa da; verilen kilonun çok büyük bir bölümü; kas ve su dokusundan olmakta, diyet bırakıldığında ise hızla kilo artışı yaşanmaktadır.

 

Ketojenik diyet; diyetle alınan karbonhidrat miktarının aşırı kısıtlanması (50 gr/gün’den daha az) ile kanda keton cisimciklerinin artmasına (ketozis) neden olan diyetlerdir. Besin öğeleri yönünden dengesiz olmaları ve önemli sağlık sorunları oluşturabilmeleri nedeniyle şişmanlığın tedavisinde ve uzun süre kullanılmaları önerilmemektedir.

 

Karbonhidrat miktarının aşırı kısıtlandığı, protein ve yağ miktarının yüksek olduğu bu diyetler ile sağlıklı düşük kalorili diyetler kıyaslandığında; sağlıklı diyetle yağ kaybı daha fazla olurken, ketojenik diyetle su kaybı daha fazla olmuştur. Ketojenik diyetler; vitamin ve mineral açısından gereksinmeyi karşılamazken, protein yükünü artırması, doymuş yağ oranın yüksek olması, posa içeriğinin de düşük olması nedeniyle sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni değildir.

 

Beyin enerji kaynağı olarak karbonhidratları kullanmaktadır. Beynin iyi çalışabilmesi için günde en az 50-100 gram karbonhidrata ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Düşük glisemik indeksli karbonhidratların tüketilmesi faydalıdır ancak karbonhidratların tamamen yasaklanmasının anlamı yoktur.

 

Düşük CHO içeren diyetleri uygulayan birçok kişi; kötü tat, kabızlık, diyare, baş dönmesi, baş ağrısı, uykusuzluk, bulantı, susama, yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik bildirmiştir. Çalışmalar yüksek  miktarda et, düşük  miktarda sebze ve meyve tüketiminin kemik kaybına neden olduğu yönündendir. Düşük CHO içeren diyetler düşük meyve, sebze ve diyet lifi içerdikleri için uzun süre tüketiminde kanser riski oluşturabilir.

 

2.Düşük yağ oranı içeren diyetler

Kolesterol ve doymuş yağ sınırlıdır. Tüm hayvan ürünleri (yumurta beyazı ve yağsız süt hariç) yasaktır. Omega 3 yağ asitleri ve kanola yağı hariç tüm yağlar yasaktır. Enerji sınırlı değildir, ancak kişiler önerilen besinlerin diyet alımını sınırlandırmak için yönlendirilir.

 

Riskleri

Düşük yağlı diyetler kilo kaybedici etkilerinden daha çok artmış insülin duyarlılığı ve kardiyovasküler risk faktörlerini azaltıcı etkilerinden dolayı kullanılmaktadır. Uzun süreli uygulanması; kişinin eksik protein, kalsiyum ve demir almasına neden olarak; farklı sağlık sorunlarına yol açabilir.

 

3.Alkali diyetler

 

Alkali beslenme düzeninde; sebze yoğunluklu beslenmeye bağlı olarak; potasyum ve posa alımı fazla, yağ alımı düşük, protein ise eksiktir. Buna bağlı olarak; zayıflama amaçlı kullanımının popüleritesi artmıştır. Ancak bu konuda yapılan çalışmalar bu sonucu desteklememektedir.

 

Alkali beslenme yararlı olabileceği durumlar:

Böbrek taşı olan kişilerde kullanılmaktadır. Böbrek hastalığı riskini ve kemik kaybını önleyebilir. Kas sağlığını korur. Ancak bu etkileri net değildir, bu konuda bilimsel çalışmalar eksiktir.

 

Alkali beslenme olası riskler:

Protein, kalsiyum ve esansiyel yağ asitlerinden yetersiz bir beslenme düzeni olduğu için uzun süre uygulanmasının sağlık için zararları olabilir. Türkiye'de özellikle demir ve B vitamini yetersizliği yaygın bir sağlık sorunudur. Alkali bir beslenme düzeni de bu vitamin ve mineralleri sağlayamaz. Diyabetliler için uygun değildir. Sürdürülebilir bir beslenme düzeni değildir.

 

Diyet; Türklerin yemek alışkanlıkları ile bağdaşmamaktadır. Alkali diyetin uzun vadede vücuda etkileri bilinmemektedir.

 

Sonuç olarak popüler olan her diyet sonuca götürmez. Diyetin kişiye özgü olduğu unutulmamalıdır. Diyet yapan kişilerde amaç beslenme ve diyet uzmanlarından yardım alarak sağlığı korumak ve iyileştirmek olmalıdır.

 

 
Etiketler: Popüler, Diyetler, Yapılmalı, Mı?,
Yorumlar
Haber Yazılımı